ÖĞRETMEN MEYDANA İNDİ

Yalova’da çeşitli sendikalar eğitim sektöründe iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.

Yalova’da çeşitli sendikalar eğitim sektöründe iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. Meydanlarda halay çekerek tepkilerini gösteren eğitimciler siyasal iktidara da tepkilerini dile getirdi.

Uğur Mumcu Kültür Merkezi önünde farklı saatlerde farklı sendikalar tarafından basın açıklamaları gerçekleştirildi. İlk olarak Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim-İş) Yalova Temsilciliği bir eylem düzenledi. Grup adına konuşma yapan İl Temsilcisi Mustafa Aşina, “Eğitim öğretim yılı 12 yıldır olduğu gibi bu yıl da büyük sorunlarla başlamıştır. Siyasal iktidar cumhuriyetin eğitim sistemini yok etmek için yeni adımlar atmış, piyasacı ve gerici eğitim modelini topluma dayatmıştır” diye konuştu.

Aşina, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Siyasal iktidarın kendisi gibi düşünmeyen hiçbir emekçiyi devlet kurumlarında istemediği açıktır. Müdürler üzerinden başlayan performans ölçme sisteminin yakın zamanda öğretmenlere ve diğer eğitim çalışanlarına da uygulanacağı, bu performans kriterlerinin tüm eğitim çalışanlarının iş güvencelerinin ellerinden alınacağı bir süreç açıkça yaşanmaktadır. Eğitim bilim işkolunda örgütlü sendikaların öncelikli görevi bu tehlikeyi görerek daha büyük ve etkin eylemleri örmek olmalıdır.

Eğitim-İş, 24 Eylül İş Bırakma Eyleminde yaptığı öncülüğü bundan sonraki eylemliliklerde de gösterecektir. Ancak hiçbir sendikal yapının haklı taleplerle yapılan eylemleri meşru olmayan zeminlere çekerek emek cephesini bölmeye hakkı yoktur. Öyle görülüyor ki, AKP’nin emekçilere ve ulusa karşı saldırıları devam edecektir. Emekçiler için de bu yıl eylem yılı olacaktır. Boyun eğeceğimizi düşünenler yanıldıklarını göreceklerdir.”

Eğitim ve Bilim Emekçileri Grevde

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) ise meydanlarda halay çekti. Sendika Hukuk Sekreteri Cevat Güneş yaptığı açıklamada, “Siyasi iktidar ve Milli Eğitim Bakanlığı çok iyi bilmelidir ki eğitim ve bilim emekçileri üzerinden oynanmak istenen oyunun ve boyunlarına geçirilmek istenen zincirin farkındadır. Sendika üyelerimiz ne kendilerinin ne de çocuklarımızın siyasi iktidarın siyasal-ideolojik hedeflerine kurban edilmesine asla izin vermeyecek, siyasi iktidarın eğitimi ve toplumu kendi çıkarları doğrultusunda tek tipleştirme yönündeki girişim ve uygulamalarına bütün gücümüzle karşı duracağız. Milli Eğitim Bakanlığı’nı bir kez daha uyarıyor, taleplerimize kulak verilmesini, eğitimde yaşanan sorunların kalıcı olarak çözülmesini istiyoruz. Yıllardır sesimizi duymayanlara, taleplerimizi görmezden gelenlere inat, haklarımıza ve geleceğimize sahip çıkmaya devam edeceğimiz bilinmelidir” dedi.

Taleplerini Sıraladı

Eğitim-Sen Hukuk Sekreteri Cevat Güneş, taleplerle ilgili de açıklamada bulundu. Güneş, “Kamusal, demokratik, bilimsel, laik ve anadilde eğitimin önündeki bütün engeller kaldırılmalıdır. Eğitimin bütün kademeleri dini kurallara göre değil, bilimsel kurallara göre eğitim yapılmalıdır. MEB öğrencileri özel okullara, meslek lisesi, imam hatip liselerine yönlendirmekten vazgeçmelidir. Eğitimde siyasi kadrolaşmaya, zorunlu rotasyon girişimlerine ve performans uygulamalarına son verilmelidir. Memur-Sen’in imzaladığı ihanet sözleşmesi nedeniyle oluşan enflasyon kayıplarımız karşılanmalı, maaşlarımıza 2014 enflasyon farkı kadar ek zam yapılmalıdır. Kamu kaynakları özel okullara değil devlet okullarına aktarılmalıdır” şeklinde konuştu.

Yönetici Kıyımı Devam Ediyor

Türk Eğitim-Sen de Uğur Mumcu Kültür Merkezi önünde açıklamada bulundu. Eğitimcilerin grevde olduğu bildirilirken, Milli Eğitim alanında yönetici kıyımına devam edildiği belirtildi. Konuyla ilgili basın açıklamasını Türk Eğitim-Sen İl Başkanı Mustafa Deviren yaptı. Deviren, “Türk Eğitim-Sen’in yönetici kıyımı ile ilgili mücadelesi aylardır sürdürmektedir. Sözde paralel yapıyı tasfiye etmek için okul müdürlerinden, müdür yardımcılarına ve müdür başyardımcılarına, il milli eğitim müdürlerinden ilçe milli eğitim müdürlerine, il milli eğitim müdür yardımcılarından MEB’de üst düzey yöneticilere kadar MEB’de neredeyse yönetici bırakmadılar. Çalışkan, başarılı, ödüllü, okulunu zirveye taşıyan okul müdürlerine sözde değerlendirmelerde düşük puanlar verilerek, onları görevlerinden aldılar ve küstürdüler. Bu kıyım furyasından süreç içerisinde toplamda 76 bin yönetici doğrudan etkilenecek. Özelleştirme mağduru 23 bin 4/C’li hala iş güvencesinden, özlük haklardan yoksun, düşük ücretlerle çalıştırılmaktadır. 4/C’liler hala kadro beklemektedir. Angarya bir iş olan nöbet uygulamasında 6 saat ek ders talebimize kulak tıkanmıştır. Üniversitelerde anti-demokratik uygulamalar üniversite çalışanlarını ve akademisyenleri bezdirmiştir. Üniversiteler katılımcılıktan uzak bir şekilde yönetilmektedir. Taşeronlaşma öylesine artmıştır ki, iktidar, adeta devlet memurluğu kavramını kaldırmaya ant içmiş bir görüntü içindedir. İşte tüm bu nedenlerden dolayı iş bırakma eylemi yapmaktayız” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir