DENİZ BAYKAL YALOVA'DA

Eski CHP Genel Başkanı ve Antalya Milletvekilli Deniz Baykal, “İşgal güçlerine karşı çıkmışız. Kendi içimizden bize hükmetmeye kalkanlara teslim olacak değiliz. Kendi içimizdeki diktatörleri de indirmesini de biliriz” dedi

Eski CHP Genel Başkanı Baykal, partisinin Yalova İl Başkanlığı tarafından düzenlenen toplantıya katıldı. Seçim çalışmaları kapsamında 90. Yıl Spor Salonu’nda düzenlenen programın açılış konuşmasını Yalova Belediye Başkan adayı Vefa Salman yaptı. Salman’ın ardından Grup Başkanvekili ve Yalova Milletvekili Muharrem İnce, selamlama konuşması gerçekleştirdi. Daha sonra kürsüye çıkan Baykal, partililere seslendi. Yerel seçimlerin öneminde değinen Baykal, “Farkında mısınız bu yerel seçim artık bir yerel seçim olmaktan çıkmaya başladı. Kim belediye başkanı olacak sorusu önemli tabi ama bugün insanlarımız, yurttaşlarımız, Türkiye’nin her yerindeki insanlar sadece belediye başkanının kim olacağıyla değil, Türkiye’nin nereye gideceği konusuyla, bu geldiğimiz noktada ülkemizin geleceğine yönelik kaygılarını, endişelerini ifade etmek için, Türkiye’nin yarınların bir umut ışığı yakarmayız duygusuyla, düşüncesiyle seçimlerle ilgileniyorlar” diye konuştu.

Tek Çare Millet

Herkesin seçimlerden medet umduğuna dikkati çeken Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hepimiz umuyoruz, ben de umuyorum. Çünkü milletten medet umuyorum. Tek çare millet çünkü başka çare kalmadı Türkiye’de. Değerli arkadaşlar şu tabloya bir bakınız. 17 Aralık’ta bir dosya açıldı, Türkiye’de kıyamet koptu. 4 tane bakan istifa etti. 4 bakan birbiri ardına. Neden istifa ettiler? Etmek zorunda mı kaldılar? Peki, etmek zorunda kaldılarsa, etmeleri gerekiyor idiyse, ettiler de ne oldu? Bu ne biçim tablo değerli arkadaşlar. 4 bakan istifa etti, çocukları tutuklandı, Türkiye’de kıyamet koptu. Hiç 90 yıldır cumhuriyet tarihinde yaşamadığımız, görmediğimiz, bilmediğimiz, tasavvur edemeyeceğimiz, acı, üzüntü verici, bize yakışmayan olaylar birden bire ortaya çıktı. Yaşananlar, evlerde ortaya çıkanlar, söylenenler. Ben anlatmaktan utanıyorum, onları konuşmaktan ben rahatsız oluyorum. Çünkü ülkeme yakıştıramıyorum, Türkiye’ye yakıştıramıyorum. Türkiye’yi yöneten insanlara yakıştıramıyorum. Bunca acıya, çileye rağmen hayatı; şerefini, onurunu koruyarak ayakta tutan, namuslu 70 milyon Türk vatandaşına yakıştıramıyorum ama oldu. Her şey ortada. Eurolar, dolarlar, kasalar ortada. ‘Yeşiller geldi’ diye Hanımefendinin eşine rapor ettiği durum ortada. Bunlar bizin havsalamızın alacağı, aklımızın alacağı olaylar mı ama yaşandı.”

Türkiye’de büyük bir yolsuzluk yaşandığını ileri süren Baykal, şöyle konuştu:

“Şimdi bakın burada eminim tamamı, yakını CHP’li arkadaşlar. Çevrenize bir bakın, sorun. Oyunu CHP’ye değil, AKP’ye vermiş insanlara sorun. Bu yaşanan olayların bir yolsuzluk ortaya koymadığına inanan aklı başında, sağduyu sahibi bir insan olabilir mi? Bu gerçekleri görmemek, inkâr etmek mümkün mü? Yaşandı, yolsuzluk yaşandı. Hem de ne ölçüde. Değerli arkadaşlarım büyük yolsuzluk var. Devletin en yukarı kademelerine kadar yansımış bir yolsuzluk var. Yolsuzluk her ülkede olabilir. Bizde de olabilir, devlet katında da olabilir. Elbette böyle bir tablo hepimizi üzer, yaralar. Yakıştıramayız ülkemize ama olabilir. Beni asıl mahcup eden, beni asıl utandıran başımı önüme eğdiren olay Türkiye’mizde, devletin en yukarı düzeylerinde de olsa birilerinin yolsuzluk yapmış olması değil. Onların yaptığı yolsuzluk ayan beyan ortada olduğu halde o yolsuzluklar karşısında Türkiye’deki yargı sisteminin, adaletin kıpırdayamaması, felç olması. Beni mahcup eden, utandıran olay bu. Yolsuzluk yapandan hesap soramayan ülke kendisini devlet olarak, hukuk devleti olarak, demokrasi olarak kendine anlama hakkına sahip midir? Devlet diyeceksin, hukuk devletiyim, demokrasiyim diyeceksin, göz göre göre çalanların karşısında aciz kalacaksın.”

Yaşananlar Türkiye’ye Yakışmıyor

Yaşananları Türkiye’ye yakıştıramadığını belirten Baykal, “Yolsuzluk oldu. Kimlerle ilgili olduğunu düşünüyoruz, bakanlar ve genel müdürlerle. Onların arkasında kim var? Onları oraya kim getirdi? Onlara orada kim sahipleniyor? Kim onları kolluyor? Kim himaye ediyor? Niye yolsuzluklar soruşturulamıyor? Eğer sadece onlardan ibaret olsaydı yolsuzluklar soruşturulmaz mıydı? Soruşturulmamanın bu kadar ağır bedeli var. O bedel niye ödenmiyor? Kim önlüyor?  Siz söylemekte tereddüt ederseniz ben yardımcı olayım. Bakanlardan biri ertesi gün söyledi: ‘Ben ne yaptıysam onun talimatıyla yaptım.’ ‘Onun asıl istifa etmesi gerekir’ dedi. Haklı mı? Ee ne oldu? Yani 4 tane bakan. Ne 4 tane bakanı çocuk mu kandırıyorsunuz? Yani millet geri zekâlı mı? Gerçekleri göremiyor, anlayamıyor mu? Sen ne zannediyorsun bizi. Vatan, millet nutuklarıyla, hamaset nutuklarıyla, onu bunu suçlayarak, onu bunu karalayarak, bağırıp çağırarak Türk bayrağı etrafında milleti toplanmış gösterip bayrağa sığınmaya çalışarak kapatacağını mı zannediyorsun bunları?” diye konuştu.

Grup Başkanvekili İnce’ye de seslenen Baykal, “Arkadaşlarımız henüz soruşturma önergesi vermediler. Verecekler, birkaç gün önce konuşma oldu. Konuşmayı, gerçekleri milletvekillerin bile öğrenmesini engellemek için ellerinden geleni yaptılar. Konuşmaları engellediler. Biz inşallah önümüzdeki günlerde soruşturma önergesi vereceğiz de sakın 4 kişi için vermeyin o soruşturma önergesini. O soruşturma önergeleri 5 tane olacaktır. 5 tane soruşturma önergesi gerekiyor. Önce Başbakan’a” ifadesini kullandı.

Kuzey Kore’nin diktatörlükle yönetildiğini belirten Baykal, şunları kaydetti:

“Şimdi Kore ile aynı sınıfa gireceğiz. Değerli arkadaşlar bu olamaz. Bizim milli mücadeleyi niye verdiğimizi anlayamamak demektir. Biz milli mücadeleyi vatandaş hukuk hak bağımsızlık egemen olsun diye yaptık. İngilizlerin borusunu öttürmeyiz, geldikleri gibi giderler demişiz. İşgal güçlerine karşı çıkmışız. Kendi içimizden bize hükmetmeye kalkanlara teslim olacak değiliz. Kendi içimizdeki diktatörleri de indirmesini de biliriz.”

Konuşmaların sonunda Baykal ve İnce, partililere rozet taktı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir