KEMİKLERİN SİNSİ DÜŞMANI

Özel Atakent Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Kemal Okan Soykan, ortalama yaşam süresinin uzaması ve yaşlı nüfusun artmasıyla, osteoporozun günümüzde en sık görülen hastalıklardan biri haline geldiğini belirtti

Özel Atakent Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Kemal Okan Soykan, ortalama yaşam süresinin uzaması ve yaşlı nüfusun artmasıyla, osteoporozun günümüzde en sık görülen hastalıklardan biri haline geldiğini belirtti

Rehabilitasyon Uzmanı Soykan, yapılan çalışmaların 50 yaş üzerindeki her 3 kadından 1’inin ve her 5 erkekten 1’inin, hayatının bir döneminde kırık yaşayacağını gösterdiğini, en iyi tedavi şeklininse osteoporozdan korunmak olduğuna dikkat çekti. “Halk arasında kemik erimesi olarak bilinen osteoporoz, vücudumuzdaki kemiklerin sertliklerinin azalıp, kalitelerinin bozulması sonucunda daha zayıf ve kırılabilir hale gelmeleri ile ortaya çıkan ve tüm iskeletimizi etkileyen sistemik bir hastalıktır” diyen Soykan, “Osteoporoza neden olan çok sayıda risk faktörü bilinmektedir. Bu risk faktörlerinin bir kısmı değiştirilemez (yaş, ırk, genetik yapı gibi), bir kısmı ise değiştirilebilir (beslenme, hareketsiz yaşam, sigara gibi) faktörlerdir. En sık vücudun yükünü taşıyan ve trabeküler yapıda olan omurları etkileyen osteoporoz olgularının % 47’si omurlarda, % 20’si kalçada (uyluk kemiğinin baş kısmında), % 13’ü bileklerde ve % 20’si diğer kemiklerde görülmektedir. Osteoporozun en önemli belirtisi kırıklardır. Omurga üzerinde ortaya çıkan kırık sonucu; boy kısalır, duruş bozukluğu ve kamburluk ortaya çıkar. Kamburlaşma sonucunda kemikler, karın boşluğu ve göğse baskı yapar. Buradaki organlar olumsuz etkilenirken hastanın vücut imajı bozulmaktadır. Yetersiz miktarda alınan çeşitli vitamin ve mineraller (magnezyum, çinko, bakır, fluorid, vitamin C,K, A gibi) veya aşırı miktarda tüketilen protein, sodyum, kafein, alkol, sigara gibi maddeler osteoporoz yönünden önemli risk faktörleri oluşturabilmektedir. Yeterli kalsiyum alımının büyüme ve gelişme döneminde sağlıklı kemik gelişimi açısından önemli olduğu kadar, ileri yaşlarda da kemik kütlesi korunması bakımından da büyük öneme sahiptir. Yeterli kalsiyum tüketiminin yanında gelişim döneminden itibaren yapılan düzenli egzersizlerinde kemik mineral yoğunluğunu arttırarak osteoporozdan korunma sağlamaktadır. Osteoporozdan korunma çocukluk çağında başlar ve yaşam boyu devam eder. Korunma özetle; yeterli bir kalsiyum alımı, düzenli egzersiz ve kadınlarda yeterli östrojen erkeklerde ise yeterli testosteron düzeylerinin sağlanmasını kapsar” dedi.

Soykan, osteoporozu kolaylaştıran faktörleri de şöyle sıraladı; Kadınlarda düşük östrojen, erkeklerde düşük testosteron hormonu, düşük vücut ağırlığı ve kısa boy, kalsiyum ve D vitamini eksikliği (güneş ışını görmeme), aşırı kafeinli içecekler, alkol ve sigara, hareketsiz yaşam, bazı ilaçlar (kortizon, sara ilaçları), bazı hastalıklar (böbrek, karaciğer, barsak, kemik iliği, romatizmal ve hormonal hastalıklar), osteoporozu kolaylaştırıcı etki yaparlar.

Osteoporozdan korunmak için yapılması gerekenler ise şöyle; Çocukluktan itibaren kalsiyum açısından zengin diyet uygulanmalı. Menopoz ve yaşlılıkta diyete ek olarak kalsiyum alınmalı. Bitkisel proteinler tercih edilmeli. Yürüyüş, merdiven çıkma gibi egzersizler yapılmalı. Sağlığın izin verebileceği ağırlıkları taşımaktan kaçınılmamalı. Güneşli günlerde, açık havada cildin güneş görmesi sağlanmalı. (Vücudun güneşten yararlanması, güneş altında saatlerce yatıp cildin yakılması değildir.) Sigara, alkol, kafeinli içecekler ve kemik yıkımını arttıran ilaçlardan kaçınmalı. Kemik metabolizmasını etkileyen hastalıklar erken ve uygun tedavi edilmelidir.
 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir